watreedisishomie2's avatar
watreedisishomie2

Oct. 26, 2020

0
Shortsenteces17

1. Televizyondan gelen ışın gözlerimi acıyor. The light which is coming from the television is hurting my eyes.

2. Her gün güneş gözlüğü takarım çünkü güneşin ışını çok güçlü. i wear sunglasses everyday because the sun's rays are very strong.

3. Plajda güneş ışınından kendini korumak için güneş kremi takmalisin/koymalısın.

4. Hiç tam deniz kabuklar bulamabilirim. İ can't find any complete(intact) seashells.

5. Dükkanın işçisi bize hevesle konuştu. The worker of the store spoke with us with enthusiasm.

6. Her gün işime hevessizle gitmem. İ don't go to work with enthusiasm each day.

7. Benim yarasından çok fazla kan sızdırıyor. There is a lot of blood leaking out of my wound.

8. Çatıdan evime suyu sızdırıyor. The water is leaking into my house from my roof.

9. Banyo lavabonun altından sızdıran suyu fark etmedim. I did not notice the water which is leaking from under the bathrooms sink.

10. Sandviçtan yaptığım fazla mayonez sızdırıyor. There is a lot of mayonnaise oozing out of the sandwich i made.

11. Yeni ayakkabılar darda kalmıyorum. I'm not in need of new shoes.

12. Sol Ayakkabımda küçük çakıl taşı buldum. I found a small pebble in left my shoe.

13. Filmdeki olan adam kız arkadaşımın penceresine küçük çakıl taşları attı. The man who is in the film Threw small pebbles at his girlfriends window.

14. Çöp tenekende bitkin olan spor ayakkabım koyacağım. I will put my worn out athletic shoes into the trash can.

15. Yarın sabah, dağdan inmeye başlayacaklar, çünkü oraya kötü bir fırtına geliyor. Tomorrow morning they will start to get off the mountain, because there is bad weather coming there.

16. Denizde çakıl taşları attığım çok hızlı indi. The pebbles I threw into the sea quickly went down.

17. Nazik olmayan köpeği bizden peşinden koşacak. The dog who is not kind will chase us.

18. Masadaki vazo için çiçekleri bir avuç getiriyin. Bring a handful of flowers for the vase which is on the table.

19. Tavuk kümesinden bir avuç yumurtalar getirin. Bring me a handful of eggs from the chicken coop

20. Dedemin çocukluğu bir avuç fotoğraflar buldum. İ found a handful of pictures of my grandpa's childhood.

21. Mülgün sahibi benimle çok nazikti. The owner of the property was very polite with me.

Corrections (2)
Correction Settings
Choose how corrections are organized

Only show inserted text
Word-level diffs are planned for a future update.
0

Sol Ayakkabımda küçük çakıl taşı buldum.

Yarın sabah, dağdan inmeye başlayacaklar, çünkü oraya kötü bir fırtına geliyor.

ubd's avatar
ubd

Feb. 10, 2021

0

ubd's avatar
ubd

Feb. 10, 2021

0

İ don't go to work with enthusiasm each day.


Shortsenteces17


1. Televizyondan gelen ışın gözlerimi acıyor.


1. Televizyondan gelen ışınk gözlerimi acıyor. 1. Televizyondan gelen ışık gözlerimi acıyor.

Or: Televizyonun ışığı gözlerimi acıtıyor.

The light which is coming from the television is hurting my eyes.


2. Her gün güneş gözlüğü takarım çünkü güneşin ışını çok güçlü.


2. Her gün güneş gözlüğü takarım çünkü güneşiten gelen ışınılar çok güçlü. 2. Her gün güneş gözlüğü takarım çünkü güneşten gelen ışınlar çok güçlü.

More natural: I wear my sunglasses every day because the sun hurts my eyes. Her gün güneş gözlüğümü takarım çünkü güneş gözlerimi acıtıyor.

i wear sunglasses everyday because the sun's rays are very strong.


3. Plajda güneş ışınından kendini korumak için güneş kremi takmalisin/koymalısın.


3. Plajda güneş ışınından kendini korumak için güneş kremi takmalisin/koymalısın. 3. Plajda güneş ışınından kendini korumak için güneş kremi takmalisin/koymalısın.

Plajda güneş ışınlarından korunmak için güneş kremi sürmelisin.

4. Hiç tam deniz kabuklar bulamabilirim.


4. Hiç tam deniz kabuklar bulamabilirim. 4. Hiç tam deniz kabuklar bulamabilirim.

Hiç bütün deniz kabuğu bulamayabilirim

İ can't find any complete(intact) seashells.


5. Dükkanın işçisi bize hevesle konuştu.


5. Dükkanın işçisi bize hevesle konuştu. 5. Dükkanın işçisi bize hevesle konuştu.

Dükkanın işçisi bize, hevesle konuştu. OR Dükkanın işçisi hevesle bize konuştu.

The worker of the store spoke with us with enthusiasm.


6. Her gün işime hevessizle gitmem.


6. Her gün işime hevessizle gitmem. 6. Her gün işime hevessizle gitmem.

İşime hiçbir gün hevessiz gitmem.

7. Benim yarasından çok fazla kan sızdırıyor.


7. Benim yarasından çok fazla kan sızdırıyor. 7. Benim yarasından çok fazla kan sızdırıyor.

Yaram çok kanıyor

There is a lot of blood leaking out of my wound.


8. Çatıdan evime suyu sızdırıyor.


8. Çatıdan evime suyu sızdırıyor. 8. Çatıdan evime suyu sızdırıyor.

Evimin çatısı su sızdırıyor

The water is leaking into my house from my roof.


9.


Banyo lavabonun altından sızdıran suyu fark etmedim.


Banyo lavabosunun altından sızdıran suyu fark etmedim. Banyo lavabosunun altından sızan suyu fark etmedim.

I did not notice the water which is leaking from under the bathrooms sink.


10.


Sandviçtan yaptığım fazla mayonez sızdırıyor.


Sandviçtan yaptığımyaptığım sandviçteki fazla mayonez sızdırdamlıyor. yaptığım sandviçteki fazla mayonez damlıyor.

There is a lot of mayonnaise oozing out of the sandwich i made.


11.


Yeni ayakkabılar darda kalmıyorum.


Yeni ayakkabılar darda kalmıyoruma ihtiyacım yok. Yeni ayakkabılara ihtiyacım yok.

I'm not in need of new shoes.


12.


Sol Ayakkabımda küçük çakıl taşı buldum.


This sentence has been marked as perfect!

I found a small pebble in left my shoe.


13.


Filmdeki olan adam kız arkadaşımın penceresine küçük çakıl taşları attı.


Filmdeki olan adam, kız arkadaşımnın penceresine küçük çakıl taşları attı. Filmdeki adam, kız arkadaşının penceresine küçük çakıl taşları attı.

The man who is in the film Threw small pebbles at his girlfriends window.


14.


Çöp tenekende bitkin olan spor ayakkabım koyacağım.


Çöp tenekende bitkinEski püskü olan spor ayakkabım koyı çöpe atacağım. Eski püskü olan spor ayakkabımı çöpe atacağım.

I will put my worn out athletic shoes into the trash can.


15.


Yarın sabah, dağdan inmeye başlayacaklar, çünkü oraya kötü bir fırtına geliyor.


This sentence has been marked as perfect!

Tomorrow morning they will start to get off the mountain, because there is bad weather coming there.


16.


Denizde çakıl taşları attığım çok hızlı indi.


Denizde attığım çakıl taşları attığım çok hızlı indi. Denize attığım çakıl taşları çok hızlı indi.

The pebbles I threw into the sea quickly went down.


17.


Nazik olmayan köpeği bizden peşinden koşacak.


Nazik olmayan köpeğik bizden peşinden koşi kovalayacak. Nazik olmayan köpek bizi kovalayacak.

The dog who is not kind will chase us.


18.


Masadaki vazo için çiçekleri bir avuç getiriyin.


Masadaki vazo için çiçekleri bir avuç çiçek getiriyin. Masadaki vazo için bir avuç çiçek getirin.

Bring a handful of flowers for the vase which is on the table.


19.


Tavuk kümesinden bir avuç yumurtalar getirin.


Tavuk kümesinden bir avuçüç beş yumurtalar getirin. Tavuk kümesinden üç beş yumurta getirin.

Bring me a handful of eggs from the chicken coop


20.


Dedemin çocukluğu bir avuç fotoğraflar buldum.


DBiraz dedemin çocukluğu bir avuçk fotoğrafları buldum. Biraz dedemin çocukluk fotoğrafı buldum.

İ found a handful of pictures of my grandpa's childhood.


21.


Mülgün sahibi benimle çok nazikti.


Mülgkün sahibi benimleana karşı çok nazikti. Mülkün sahibi bana karşı çok nazikti.

The owner of the property was very polite with me.


You need LangCorrect Premium to access this feature.

Go Premium